Hicaz 2000 AnA SayfAAna sayfaya dönmek için tıklayınız

 www.hicaz2000.com

 

 11 February 2008 Monday 23:43

  1.      1- Bu siteyi hazırlamada emeği geçenler kimlerdir ?

  2.      2-Bu resimleri nereden buldunuz? Ben nasıl temin edebilirim?.

  3.      3 Bu resimleri hangi tip makina ile çektiniz ?

  4.      4-Resulullah (sav) ile ilgili her sitede illa ki gül resmi, resimleri olur, olmalıdır, sizinkinde neden yok?

  5.      5-Resimlerinizi, kendi yapmakta oldugum sayfalarda  kullanmak istiyorum izin verirmisiniz ? 

  6.      6-Suudi Arabistanda hayat nasıldır? Günlük hayat nasıl işler?

  7.      7-Ben de Mekke ve Medine'ye gelmek ve/veya Hac-umre yapmak istiyorum.

  8. Neler tavsiye edersiniz ? (Ben oralarda yasamak istiyorum nasıl mümkün olur?)

  9.    

  10.   8-Mekke ve Medine'de yasayan insanların hepsi, Ermiş, Evliya gibi midirler? (ya da; birer Melek midirler ?

  11.      9-Sitenizdeki resimleri cok beğendim, bu resimleri nasıl bilgisayarımda, "duvar kağıdı" olarak kullanabilirim ?

  12.      10-Siteniz yeni ve gerçek adresine gecmis, ne kadar güzel bir haber! Artık daha zengin bir içeriğe sahip olacak mısınız  ?

  13.      11-Sitenize neden baska guzel camilerin resimlerini eklemiyorsunuz ? Şiirler ve/veya daha cok aciklayici yazilar yazmiyorsunuz ?

  14.      12-Sitenize neden Kur-an ayetleri eklemiyorsunuz?

  15.      13-Sizin bu yapmis oldugunuz calismaya bende katkida bulunmak istiyorum neler yapabilirim ?

  16.      14-Sitenizi çok guzel (?) hazirlamışsınız, bana da bunu yapmayı öğretir misiniz? Ben de kendi sitemi yapmak istiyorum.

 

 

     Bu siteyi hazırlamada emeği geçenler kimlerdir ?

 

     Şunu öncelikle belitmek isterim; bir internet sitesi hazırlamak zor bir ugraş degildir (tabii, ticari amacli bir site hazirlamak niyetinde degilseniz) belki de bunun en iyi örneklerinden birisi Hicaz2000 sitesidir. Tamamı ile amatör bir ruhla bir kişi tarafından hazırlanmıştır. O da nacizane bendenizdir. Benim kim oldugumu ogrenmek isterseniz size kisaca şöyle demeyi uygun görürüm;

     " Ayine 'si iş 'dir kişinin, lafa bakılmaz  "

Bu yuzden beni tanımanız icin siteye alıcı bir gözle bakmanız yeterli olacaktır.

 

 

 

 

     Bu resimleri nereden buldunuz? Ben nasıl temin edebilirim?.

 

     Bu soru bana belki de en cok sorulan sorulardandır. Şunu bir gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu sitede gördügünüz resimlerin pek azı hariç - mesela uydu resimlerini ben çekmedim :)  - çogunlugu tarafımdan çekilmiştir. Bunu nasıl yaptığımı soracak olanlarada cevabım; son 6 yilda yogun Arabistan ziyaretleri ve güzel bir digital fotograf makinasi olacaktir...Bu sitede gordugunuz (resim dosyalarının büyülüğü yüzünden pek çoğunu da göremediğiniz) resimlerin orjinalleri ortalama 1.5 ila 2 mega bytedır. Bunların orjinallerini yayınlamıyorum. Eğer yayınlasaydım, web alanım birkaç giga baytı aşardı, bandwidthim ise 800-900 gigabaytı bulurdu. Bu da şu teknolojide mümkün değil.  Ben bütün resimlerimi Cd lerde kayitli olarak sakliyorum. İleride bunlari gerçekten bir amac ugruna isteyen cikacak olursa ( Bana  projesini detaylı açıklamak kaydıyla ) bu cdleri posta-kargo yolu ile kendilerine ulaştirmayi düşünüyorum. Umarim bu konuyu yeterince aydinliga kavusturabilmisimdir ve yine umarim ki bu konu ile ilgili daha fazla soru almam.

 

 

 

 

 

     Bu resimleri hangi tip makina ile çektiniz ?

 

        2002 yilina kadar cekilmis resimleri Nikon Coolpix 800 [2.1 mp.] ile 2002 yilindan sora cekilmis resimleri [ mesela bir tane örnek verecek olursam ana sayfadaki resim] Canon Powershot S30 [3.2 mp.] ile cektim. 2006 ortasinda itibaren cekilen resimlerim ise Canon S3 IS [6 mp.] ile cekilmistir.  Makinalara meraklilara tavsiyem kesinlikle Canon'dur. Onceleri 16 mb. ve 8 mb. olmak uzere iki adet compact flash card ile idare ediyordum. Fakat Canon ile birlikte artan hafiza ihtiyacindan dolayi [hemde hafiza kartlarinin fiyatlarinin ciddi bir sekilde dusmesi sebebiyle] 128 mb. bir flash card daha aldim. en son olarak da 1gb. lik Sandisk ultra II SD kartla artik bilgisayarımı çok sık ziyaret etmek zorunda kalmıyorum.

 

 

 

        Resulullah (sav) ile ilgili her sitede illa ki gül resimi olur, olmalıdır, sizinkinde neden yok?

       Bu acayip bir olgudur. Ben de gözlemledim. Türk İslamiyetin de (Türk diyorum çünki diğer Müslüman ülkelerde böyle bir benzeştirme yoktur) Resulullah -S.A.S.- GÜL ile remz edilir. Halbuki bize bu Osmanlı dan kalmış olan alışkanlığın derinlerine inilirse güle benzeştirmenin aslında Hristiyanlıktan gelen bir adet olduğunu görürüz. Tamam şimdi bu yazdıklarım birçoğunuza şok edici gelecektir kabul ediyorum. Fakat sizde önyargısız olarak yaklaşırsanız aynı fikre ulaşacaksınızdır. Hristiyanlıkta gül Hz. İsa aleyhisselamın remz'idir. Basit bir örnek vermek gerekirse isevilikteki 'Gül ve Haç' tarikatı vardır.

Söylencelere göre; 'İsa çarmıha gerilir gerilmez ölmemiş,

(Kur-an'ımızda Allah, Hz İsa yı öldürmediklerini bildirir, bizde buna inanırız. Doğrusu da budur Nisa 157 ; Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. )

Uzun süre acı çekmişti. Bunu gören askerlerden biri çektiği acılara son vermek icin mızrağiyla gögsüne bir darbe vurdu. Akan kan çivili oldugu hacın dibine damladı ve bir anda birbirinden güzel çiçekler, en cok da güller yeşeriverdi. İsa bir nevi form değiştirmiş, bir çiçek oluvermişti . Haç simgesi de burada önemlidir, sonuçta İsanın kanı güle haçdan damlayarak dönüşmüştü.' 

    Bu yazılanlar Hristiyanlığın temel prensibidir. Dolayısı ile gül Resulullah dan çok önce İsa aleyhisselama iseviler tarafından atfedilmiştir. Biz Türkler 1453 yılında İstanbulu ele geçirdiğimizde bu kültür zenginliğine adeta gark olmuşuz ve yıllar içinde bu gül remz i bize de sirayet edip nihayetinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize kadar iliştirilmiştir. Eğer ki erken islam litaratürü araştırılırsa; Osmanlı dan önce İslamiyette gül ile Resulullah asla benzeştirilmemiştir. Hele hele ki Asr-ı saadet te asla böyle birşeyin adı dahi anılmış olamaz. Günümüzde ise Bu gül sadece bizim Türkiyemizde vardır. Eğer ki bir gün Hac da ya da Umre de bir Malezyalıya bir İndonezyalıya bir Hindistanlıya ya da bir Mısırlıya dönüp İslamiyette gül ne manaya gelir diye bir sorarsanız. Size tamamıyle boş gözlerle bakacaklardır. Böyle bir bağlantıdan haberleri yoktur çünki. Nereden mi biliyorum? Çünkü ben sordum.

    Bu gül benzeştirmesini ben zararsız bidat lardan buluyorum. Bununla beraber tasvipte etmiyorum. Aynı şeyler bizim şu  Camiilerdeki söylenilen ilahilerin okuma tarzı içinde söylenebilir(altını çiziyorum ilahi için değil, söyleme tarzından bahsediyorum). Dikkat ediniz söyleme şeklini, dış hatlarıyla ile kulaklarınıza getiriniz. Aynı ortodoks kiliselerinde söylenen tarzdır. Daha da öze girecek olursak özellikle de sinagoglarda söylenen ilahi tarzı ile tamamıyle özleşir. Bu da Osmanlı nın zaman içinde Yahudi ve Hristiyan halklarla kaynaşması ve 'güzele' özenmesiyle oluşmuştur. Bilhassa 'Mevlit' in kelimelerine odaklanmadan genel yapısını dinlerseniz; belirli yerlerde söyleyenin sesini yükseltmesini, uzatmasını, durmasını gibi. tamamıyla bir sinagog ilahisi ile aynı tarz bulacaksınızdır.

    Bunları neden yazdım? Sevgili kardeşlerim; Dinimiz malesef uzun yüzyıllar boyunca dış etkilere tesirlere zaman zaman da kasti olarak yalnış bilgilere maruz kalmıştır. Bizde günlük hayatımızda hiç sorgulamadan bunları uyguluyoruz. Bu yalnıştır. Mesela başka bir örnek vereyim. Bizim milletimiz asla süt içtikten sonra balık yemez -ya da tam tersi- Zehirleneceğini ve öleceğini düşünür. Öyle değilmidir? Siz öyle düşünmüyormusunuz? Halbuki hiçbir insan bunu yaptığında kesinlikle zehirlenmez. Ama yediğiniz yiyecek bozuksa o başka gel gör ki bu durum bütün gıdalar için geçerlidir. Dünya da balık ile sütü bir arada tüketmeyen. İkisini birden yediğinde zehir yemiş gibi olan tek millet vardır; Yahudilerdir. Onların şeriatına (tabii ki Tevratına göre) deniz ürünü ile hayvansal ürünü bir arada yemek haramdır. Hatta mutfaklarında deniz ürünleri ve hayvansal ürünler için kullandıkları çatal, bıçak, kaşık dahi ayrıdır. Kestikleri yer de ayrıdır. Biz Müslümanlar için domuz yemek, alkol içmek ne kadar haram ise onlar içinde balık ile beraber süt içmek o derece haramdır yasaktır. İşte bu acayip alışkanlık ve batıl inanç bize Yahudilerden geçmiştir. Bizim dinimizde böyle bir yasaklama olmadığı gibi her iki gıda da Kuran da övgüyle bahsedilmişlerdir.

    Sonuç; Araştıralım, öğrenelim. Dedelerimizin yaptıkları bazı hataları devam ettirmeyelim.

     Ben ettirmiyorum.  Ya siz?

 

 

 

 

    Resimlerinizi, kendi yapmakta oldugum sayfalarda  kullanmak istiyorum izin verirmisiniz ? 

 

    Bu soru beni esasinda cok eskilere götürüyor. Bundan 8 - 9  sene kadar once internette dolaşırken (daha o zamanlar Arabistan'a hiç gitmemiştim ve büyük bir aşkla gitmek istiyordum) en büyük arzularimdan biri Medine ve Mekke'nin resimlerine bakip oralarin güzelliklerini biraz da olsa hissedebilmekti. Buna ragmen gunlerce suren arastirmalarim sonucunda pek az resime rastlayabildim ve bu bulduklarim ise kaliteden cok yoksunlardi. (isin esasi bu günümüzde dahi hala böyle, iddia ediyorum arastiriniz bu sitedeki kadar yüksek kalitede resimleri asla baska  sitelerde bulamazsiniz Hatta Suudi Arabistan 'ın kendi sitelerinde bile, bulursanız da bilin ki bana aittir)   Bu bana o zamanlar cok dokunmuştu. O düşünceden yola çıkarak Dünya daki ilgililerine kaynak oluştursun diye böyle bir site hazırlamaya karar verdim.

(Sitemi ılk önceleri 1999 yılında http://geocities.com/hicaz2000 de yayimladim o yetmeyince http://geocities.com/hicaz2001 kullandim dosyalarimi http://geocities.com/medineli de sakladim. Geçen sene de http://free.hostdepartment.com/m/medineli/ adresine taşıdım.)             Sitemin genel düsturu en kaliteli resimlere yer vermekti, fakat boyle resimler de mevcut olmadigindan dolayi kendim cekmek zorunda kaldım.

 Mesela;

 

(aşağıda ki fotoğraf, 5 adet ayrı çektiğim resimlerin birleştirilmesinden oluştu. Çok dikkatli bakarsanız bir incelik göreceksiniz; orta kapıda yürüyen Pakistanlı diğer kapıda da yürürken gözüküyor. Bu da ben ilk resmi çekip ikincisinin açısını ayarlayana kadar o kişi yeniden kadraja girmiş, dolayısı ile bir resimde iki defa gözükmüş. )

 

 

veya

 

 

ya da

 

 

ve de

 

 

gibi...

 

  

     İşte burada digital makinanin nimetleri meydana cikiyor. Sizin belkide 1 saniyede bakip gectiginiz resimler kimbilir?

 

- mesela ben bilirim :) -

 

kac kez tekrar tekrar çekilmistir kac defa silinip, yok net olamadi, yok ışık zayıf geldi, yok elim titredi diye üst üste çekilmiştir. Ta ki en mükemmel kalitede resim yakalanana kadar. Tabii burada da normal, filmli bir makina olsaydi bu dediklerimi yapmak imkansiz olacakti. Cunkü, düsününüz ki; filmi cek, al banyoya götür, neticeleri al, beğenmedin yine ayni saatte ayni yere git ayni aci ile resmi cek, yine banyo ettir yine beğenmedin yine git vesaire vesaire... Bosuna dememisler "alet işler, el övünür diye" Sağolasin Digital fotograf Makinasi, iyi ki varsin.

    Sozlerimi bağlıyorum; Bu sitede ki bütün resimler "aşıkları için" hiç bir maddi çıkar karşılığı beklenmeden hazirlanmislardir. Dilediginizi, dilediginiz yerde [tabii ki aslina uygun olmayan yerleri kastedmiyorum] kullanabilirsiniz. Umarimki de kullanirsiniz, böylelikle bu resimler daha çok kisiler tarafindan görülebilir ve Dünya'ya yayilir. Bu da ancak beni mutlu eder. ( Bununla beraber ticari amaç için kullanmak kesinlikle yasaktır. Koşullarımı muhakkak benimle görüşün.)

   

    Şimdi bir günümüze, bir de geriye bakıyorum da, şükrediyorum  Allah 'a (Celle celalehu), benim çekmiş bulunduğum bütün resimler Dünya ya yayılmış. Mesela artık Google da resim sekmesine tıklayıp da Medine veya Mekke yazdığınızda gelen indexlenmiş resimlerin % 70 i benim sitemden, benim çektiklerimden. Türk sitelerinde zaten bu oran nerede ise % 95 i buluyor. Demek ki başarılı olmuşum. Demek ki bu resimleri çekmek için katlandığım nice zorluklar boşa bir gayret olarak kalmamış. Rabbim tamamına erdirmiş. Hamdolsun.

 

Yalnız son zamanlar da resimler o kadar çok yaygınlaşmış ki artık adeta sahipsiz kalmışlar. o yüzden yeni cektiğim ve daha önce çekipte olanaksızlıklardan yayımlayamadığım resimlerin üzerlerine sitemin adresini silik olarak yazmaya başladım. Belki bir çare olur?! 

 

Hicaz 2000 AnA SayfAAna sayfaya dönmek için tıklayınız

 www.hicaz2000.com

 
 

     Suudi Arabistanda hayat nasıldır? Günlük hayat nasıl işler?

 

     Suudi Arabistan daki hayatın temelinde ' İ.B.M. ' formülü yatar. Evet bunu meshur bilgisayar firmasinin adi olarak okuyabilirsiniz. Şaşırmayın, bu ön anlatım size, arabistanda hayat çok teknik bir düzende geçiyor gibi bir fikir getirdiyse de şöyle açıklıyayım;

      

     Mesela bir sekilde Suudi arabistanda bir işiniz çıktı ve resmi yada özel bir kuruluşa gittiniz. Artık talebiniz ne ise karşı tarafa ilettiğiniz anda bu meşhur İBM formülü kendini göstermeye başlar. Öncelikle görevli olan kişi size formülün ilk sihirli kelimesini söyleyecektir;

    

   - İnşaallah ! ( bu İ.B.M. formülünün ilk kısmı olan İ dir)

   

    . Siz artık gönül rahatlığı ile işinizi olmuş bilerek evinize doğru yola koyulursunuz. Aradan zaman geçer, nihayet söz verilen gün gelmiştir. Siz artık neyse talebiniz olan işin neticesini almak için aynı kişiye gittiğinizde o kişiden büyük bir kibarlık ile fomülün ikinci kelimesini duyacaksınızdır;

 

    - Bukra ( yani yarın demektir, yarın gelin!)

 

    Olabilir, belkide işleri çok yoğundu. Bu kadar iyi niyetine rağmen aksayıverdi. Ne olacak böyle bir şey için üzülmeye tartışmaya değer mi? Siz boynunuzu bükerek, aynı zamanda da kişiden çeşitli yeminler alarak bir kere daha evinize dönersiniz. Nasıl olsa yarın işiniz tamam bu kadar beklemişsiniz bir gün den daha, ne çıkar ki ama değil mi? Ertesi gün, 'Geç olsun ama güç olmasın' atasözünü aklınızdan bir geçirerek, gizliden gizliye bir gönül rahatlaması yaşarsınız.. Eh o kadar beklediniz bir takım aksilikler de çıktı ama nihayet işiniz oldu düşüncesiyle yine aynı şahsa geldiğinizde, malum kişiden; o müthiş formülün son kelimesini de duyup yerinizde mıhlanmış olarak kala kalırsınız;

    

    - Maliş (yani Türkçesi ile affedersiniz, olmadı!)

 

    Evet, gözünüz aydın, artık Suudi arabistanda işlerin nasıl işlediğine kendiniz sahit oldunuz. İ.B.M. i öğrendiniz. Gerçi işiniz yapılmadı ama olsun her nimetin bir külfeti vardır. Değil mi? :)

 

 

 

 

 

 

        Ben de Mekke ve Medine'ye gelmek ve/veya Hac-umre yapmak istiyorum. Neler tavsiye edersiniz ? (Ben oralarda yasamak istiyorum nasil mumkun olur, lutfen biraz bilgi verin ?! )

 

        Bunlar da hatiri sayilir bir sekilde aldigim sorulardan bazilari; Hicaz'a  gelmek buralari gormek gercekten cok mukemmel bir duygu kesinlikle tavsiye ederim. [ama kantarin topuzunu  kacirip da, her sene gelmenizi tavsiye etmem] Ozellikle de Hac vazifesini yapmaya niyetiniz var ise size kesinlikle once Umre'ye gelmenizi tavsiye ederim. malesef o kadar cok haci ile tanistim ki nereye geldiginden habersiz, ne yaptigindan habersiz, niye yaptigindan habersiz ! Sonra da pismanlikla;

 

"Ben bu Hac'dan hicbirsey anliyamadim. Bir daha gelmem lazim"

 

    Diyen o kadar cok kisi var ki! Tavsiyem; gelmeden once okuyunuz, araştırınız eğer durumunuz musaitse öncelikle Umre'ye geliniz. Kesinlikle ve de kesinlikle Hacca mumkun oldugunca GENÇ yasta gelmeye calisiniz! Hicaz sıcaktır ama katiyetle korktugunuz kadar -asla- sıcak degildir. Arabistan'da hayatinizda goremiyeceginiz kadar cok, her yerde klima goreceksiniz. En luks otelinden tutunda, dolmusuna, taksisine, sinekli bakkalina kadar her yerde klima vardir. Ozellikle de Mekke ve Medine camilerinde ! (Hicaz'da camii denmez "Harem" denilir) Mesela Medine Harem'in klima sistemi Lutfi Kirdar Kongre merkezi gibi 50 tane büyük binayı en sıcak günde sizi üşütebilecek kadar soğutacak bir güce [B.T.U.'ya] sahip. Sıcaktan dolayı endişe etmeyin. Bir de gelecek olan Hacı adaylarına 'yemek' konusunda bazı nacizane tavsiyelerim olacaktır; Lütfen, Mekke veya Medine'ye gelirken;

 

 'Oralarda aç kalır mıyım ne de olsa çöl yerler?!'

 

    gibi bir takım mesnedsiz endişelere kapılmayınız. Bu nokta çok önemli. Hacca veya Umreye gelen adayları zaman zaman görüyorum. Aynen yukarıda belirttiğim gibi düşüncelere kapılıp Türkiye'den neler getirmiyorlar ki? Fasulye, makarna, hazır çorbalar, sucuk, pastırma, peynir, bakliyatlar, zeytin, tarhana, çay, kahve, salça, soğan, ekmek ve bunun gibi her türlü gıdalar ve hatta hatta SU evet Türkiye'den su dahi getirenlere şahit olunuyor. Düşünebiliyor musunuz ki; Hacca gelipte, Arabistanda kaldığı 30 günlük müddet içerisinde, tamamıyla kendi getirdiği erzaklarla yiyip içen vatandaşlarımızın var olduğunu.

    Lütfen siz bu komik davranışlara düşmeyin. Arabistan kadar ithalatı bol ve çeşitli ülke az vardır. Yeter ki siz sabit fikirli olmayın. Arabistanda bulacağınız bol ve çeşitli gıdaların bir çoğunu Türkiye de bulamazsınız, bulsanız da pahalılığından muhtemelen alamazsınız. nasıl oluyor bilmiyorum ama Arabistan çok yönüyle Türkiyeden oldukça daha ucuz. (Hadi bir nokta da da Ülkemizin hakkını yemiyeyim, bizde ki kadar taze sebze ve meyve Arabistanda bulunamıyor ama bunun yerine de Mango, passion fruit, avakado, ananas gibi egzotik meyveler bolca ve taze olarak mevcut.

    Bu yemek konusunu neden bu kadar detaylandırdığımı ancak Mekke ve Medine ye gelince anlayacak ve bana o zaman hak verip, çok komik manzaralara şahit olacaksınızdır.

 

    Hayatının geri kalan bölümünü Mekke veye Medine'de geçirmek isteyenlere de şu bilgiler gerekecektir; Suudi Arabistan'da bir kişinin yaşayabilmesi icin, iki yolu vardır, ya nizami bir şekilde kalacak ya da kaçak kalacak. Ben kaçak kalınmasını kesinlikle önermiyorum uzun zaman biriminde bir çok dert ve sorun ortaya çıktığına deffaaten şahit oldum. Dolayısı ile nizami yollardan kalınmasını can-ı yürekten tavsiye ederim. Bu şu sekilde olur;

    Öncelikle Suudi Arabistan vatandaşı olan ya Türk asıllı ya da ülkenin kendi halkından olan bir kişiyi tanimaniz lazim. Bu sözü edilen kişinin sizi kefaletine (sorumlulugu altina) almaya razi olamasi gerekiyor. Bu da pek az istisna hariç, genelde, ancak para karşılığında oluyor (normalde bu is icin sahis basina 5000 Suudi riyali taleb ediliyor). Bu kisi razi olduktan sonra - yani; parayi tahsil ettikten sonra :) - sizin icin gerekli formlari dolduruyor, başvurulari yapiyor ve adınıza, ülkenizdeki konsolosluga sizin icin "ikame vizesi" gondertiyor. Sizde bu vize ile Arabistan'a giris yapip "ikame" (Yesil kart) cikartabiliyorsunuz. Burada "ikame" sisteminin ne oldugu biraz açmakta fayda goruyorum;

    Bir kisi size ikame cikarttigi andan itibaren siz bir manada (modern anlamda) o kisinin 'kolesi' durumuna dusuyorsunuz.  Bu ne demek? Şu demek; Arabistan sinirlari icerisinde kefiliniz olan kisinin izni olamadan hicbir faaliyette bulunamazsiniz, onun izni olmadan bir sehirden bir baska sehire gidemezsiniz( 2003 itibari ile bu yasak kalkmıştır), hatta kefilin izni olamadan Arabistandan disari bile cikamazsiniz. (bu hala geçerlidir) Bundan dolayi yukarida soyledigim gibi bu kefillik isini bir Türk asilli ile yapmaniz sizin her zaman icin mefaatinizedir. Bu kefillik sisteminden dolayi cok sorunlar yasayan kisileri yakinen biliyorum. Kefiliniz olacak kisiyi iyi taniyin yoksa cok pisman olabilirsiniz! Bu anlattiklarim isin kotu tarafi idi iyi taraflari ise sunlar;

     İkameniz varsa eger Arabistan'da, her iki senede bir yenilemek kaydiyla (1500 Sr. yenileme ucreti) ömrünüzün sonuna kadar kalabilirsiniz, isterseniz çalişabilirsiniz (tabii, Suudi Arabistanda iş bulabilirseniz). 6 aydan uzun olmamak kaydiyla istediginiz kadar baska ulkelere seyehat edebilirsiniz (6 ayi gecirirseniz oturma izniniz iptal edilir).

    En güzel yanı ise dilerseniz Mekke-i Mukerreme'de yaşar, her gün umre yapabilirsiniz ya da Medine-i Münevvere 'de yaşayıp Resulullah (sav) efendimize komşu olabilirsiniz. Karar artik size kalmis !!! 

 

Not; Arabistan'da bir deyim vardır derler ki;

   

'Kim ahireti isterse Medinede yaşasın, kim dünyayı isterse Ciddede yaşasın,

     Her kim de hem dünyayı hem de ahireti isterse Mekkede yaşasın'

 

 

Hicaz 2000 AnA SayfAAna sayfaya dönmek için tıklayınız

 www.hicaz2000.com

 

 

        Mekke ve Medine'de yasayan insanlarin hepsi, Ermiş, Evliya gibi midirler? (ya da;  birer Melek midirler ?

 

         Malesef durum böyle degildir! İşin esasi bende Hicaz'a gelmeden önce böyle, bazı düsüncelere ( hayallere de diyebiliriz) sahiptim. Ama gelip gorunce idrak ettim ki; Burasi Hicaz dahi olsa Dünyanın herhangi bir yerinden daha farkli insanlarina sahip degil. İnanınız ki yaşadiğınız yerde her ne kadar "iyi" insan var ise Hicaz'da da en az o kadar "iyi" insan vardir. Ayni sekilde yasadiginiz yerde her ne kadar " diğer sekil insan! " var ise, Hicaz da, o oranda " diğer sekil insana! " sahiptir. Dolayisi ile Mekke veya Medine'ye ilk defa geldiginizde , birtakim na-hoş (hoş olmayan) durumlarla karşılaşırsanız, lütfen şaşırmayınız. Olabilir, normaldir. Bırakın Hicaz'ı İslam'a model olarak düşünmeyi bir kenara, Dünya üzerinde tam İslam ahlakı ile ahlaklanmış bir köy ya da mezra dahi var mıdır ki ? İslam Dünyası onları örnek alsın ! Yoktur, zaten böyle olduğu içindir ki; "Müslümanız Elhamdulillah" dediğimiz halde, gelin gorün ki her birimiz bir baska mezhebe ayrılmışız, binlerce baska baska tarikatalara gonul vermisiz. Birimizin iyi dediğine bir başkamız kötü der olmuş. Yani; ayrılmışız, parçalanmışız, bölünmüşüz. Halbu ki Allah (c.c.) Kur-an'ı Kerim'de bize böyle mi emrediyor ?

 

-    Herbiriniz ayri bir yola sapın, her saptığınız yolu da en doğru bilin mi diyor? Yoksa;

 

-    Bir olun, bütün olun, tek vücud haline gelin mi, diyor ??? 

 

    Netice; Hicaz'ın insanlari Dünya'nın herhangi bir yerindeki insanlardan hic farkli degildir.    

 

 

 

 

 

 

         Sitenizdeki resimleri cok begendim, bu resimleri nasil bilgisayarimda, "duvar kagidi" olarak kullanabilirim ?

 

         Beendiginiz resim uzerinde fare'nin (mouse) sag kulagina tiklayiniz (farenin sag tusuna basiniz) cikacak olan listeden ingilizcede; "set as background" secenegine tiklayiniz. Iste bu kadar. (Turkce windows kullananlar -benim ki degil tam olarak bilemiyorum ama-  "duvarkagidi yap, olustur, dose vb." gibi bir secenek olmasi lazim onu tiklamalidirlar)

 

 

 

 

 

         Siteniz yeni ve gerçek adresine gecmis, ne kadar güzel bir haber! Artık daha zengin bir içeriğe sahip olacak mısınız  ?

 

          Sitemiz  ÇAĞRI WEB HİZMETLERİ & MUVAHHİD Software destegi ile kendi adresine ve server'ina gecmistir. Bundan boyle yer ve bandwidth kisitlamamiz olmaksizin yayinda olacagiz. Cok zamandan beri bizden talep etmekte oldugunuz meshur Medine ezanlarini da yayinlamaya basladik. Bildiginiz uzere Mescidi Nebevi de 13 ayri Muezin ve 5 imam hizmette bulunmaktadir. Sitemizde bahsi gecen zatlarin ses kayitlarini da bulabileceksiniz ve nihayet merakla beklediginiz yeni resimleri de yayinlamaya basliyacagiz. Butun bunlar destekcimiz vasitasiyla mumkun olabiliyor. Dolayisi ile sizlerin de onlarin sitelerini ziyaret ederek memnuniyetinizi gostermenizi rica ederim.

http://www.cagriweb.com
http://www.dini100.net
http://www.muvahhid.com

 

 

 

        Sitenize neden baska guzel camilerin resimlerini eklemiyorsunuz ? Şiirler ve/veya daha cok aciklayici yazilar yazmiyorsunuz ?

 

       Baska camii resimlerini neden eklemedigimi biraz olsun yukarida acikladim ama yinede detaylandirmak gerekirse; Ben bu siteyi Sadece Hicaz ve Hicaz ile ilgili olanlara adadim. Burada mumkun oldugunca ana konudan ayrilmak istemiyorum. Bunula bereber (esasinda) hiç de fena bir fikir degil, umarim ileride bununla ilgili ayri bir site acarim. Tavsiyenize tesekkür ederim. Siir, daha yazi agirlikli sitelerde bolca var. Benim burada ki tarzim resim (ileride ses ve video) agirlikli olmaya çalışmaktır. O yüzden özür dilerim ama şiirler yok! Daha açıklayıcı bilgi isteyenler var, onlara ise cevabim; her ne kadar resimlerin uzerlerinde kisa aciklamalarda buldu isemde (bu aciklamalari okuyabilmek icin kucuk resimlerin uzerinde, farenizin okunu biraz bekletmeniz lazim)  demekki bu tatmin edici gelmemis size... Ben  sessiz kalip sizlere kendi bakis acimi veya duygularimi dikte ettirmektense, sizin kendi yureginize birakiyorum resimler hakkinda ki yorumlari. Hem ne demisler;

 

        "1 resim, 1 milyon kelimeye bedeldir."     

 

 

 

 

         Sitenize neden Kur-an ayetleri eklemiyorsunuz?

 

        Her isi erbabina birakmak lazimdir. Bu isi zaten kuran.gen.tr sitesi cok guzel bir sekilde yapmis.

 

 

 

 

 

         Sizin bu yapmis oldugunuz calismaya bende katkida bulunmak istiyorum neler yapabilirim ?

 

       Cok memnun olurum. Isin esasi her turlu katkiya acigim. Ozellikle de; kendi yapmis oldugunuz animasyonlu gif'ler, java applet'ler, cgi'lar icin kapim her zaman aciktir.

 

 

 

 

 

         Sitenizi çok guzel (?) hazirlamışsınız, bana da bunu yapmayı öğretir misiniz? Ben de kendi sitemi yapmak istiyorum.

 

        Sitenin güzelliği tartışılır (ama resimlerin güzelliği tartışılamaz). Site yapmaniz icin oncelikle size Microsoft'un Front page programinin (mumkunse) en son surumunu almanizi tavsiye ederim. Bundan sonra yine bu programin yardimci turkce kitablarindan edinmenizi ve bol bol bilgisayar uzerinde deneme yapmanizi tavsiye ederim. Kopyaci olmayin. Kendiniz ozgun bir seyler ortaya cikartmaya calisin (ilk baslarda belli bir noktaya kadar kopyacilik mazur gorulebilir). Hareketli yazilar, logolar, efektler icin (benimde bolca kullandigim) Ulead Cool 3D programini gonulden tavsiye ederim. Tam bizim gibi amatorlere gore :) Umarim bu bilgiler yeterli olmustur. Hayatta mucizelere pek yer yok o yuzden bir seyi yapmak istiyorsak cok calismamiz ve azimli olamamiz lazim. Hele ki bilgisayar da coook sabir lazim...

Hicaz 2000 AnA SayfAAna sayfaya dönmek için tıklayınız

 www.hicaz2000.com