
www.hicaz2000.com
29 November 2008 Saturday 23:56
-
1- Bu siteyi hazırlamada emeği geçenler kimlerdir ?
-
-
2-Bu resimleri nereden buldunuz? Ben nasıl temin edebilirim?.
-
-
3 Bu resimleri hangi tip makina ile çektiniz ?
-
-
4-Resulullah (sav)
ile ilgili her sitede illa ki gül resmi, resimleri olur, olmalıdır, sizinkinde neden yok?
-
-
5-Resimlerinizi, kendi yapmakta oldugum sayfalarda kullanmak istiyorum izin verirmisiniz
?
-
-
6-Suudi Arabistanda hayat
nasıldır? Günlük hayat nasıl işler?
-
-
7-Ben
de Mekke ve Medine'ye gelmek ve/veya Hac-umre yapmak istiyorum.
-
Neler tavsiye edersiniz ? (Ben oralarda
yasamak istiyorum nasıl mümkün olur?)
-
-
8-Mekke ve Medine'de yasayan
insanların hepsi, Ermiş, Evliya gibi midirler? (ya da;
birer Melek midirler ?
-
-
9-Sitenizdeki resimleri cok beğendim,
bu resimleri nasıl bilgisayarımda, "duvar kağıdı" olarak kullanabilirim
?
-
-
10-Siteniz
yeni ve gerçek adresine
gecmis, ne kadar güzel bir haber! Artık daha zengin bir içeriğe sahip
olacak mısınız ?
-
-
11-Sitenize neden baska guzel
camilerin resimlerini eklemiyorsunuz ? Şiirler ve/veya daha cok
aciklayici yazilar yazmiyorsunuz ?
-
-
12-Sitenize neden Kur-an ayetleri
eklemiyorsunuz?
-
-
13-Sizin
bu yapmis oldugunuz
calismaya bende katkida bulunmak istiyorum neler yapabilirim ?
-
-
14-Sitenizi çok guzel (?) hazirlamışsınız, bana da bunu yapmayı öğretir misiniz? Ben de kendi
sitemi yapmak istiyorum.
Bu siteyi hazırlamada emeği geçenler kimlerdir ?
Şunu öncelikle belirtmek isterim; bir internet sitesi hazırlamak zor bir uğraş
degildir (tabii, ticari amaçlı bir site hazırlamak niyetinde değilseniz) belki
de bunun en iyi örneklerinden birisi
Hicaz2000
sitesidir. Tamamı ile amatör bir ruhla bir kişi tarafından hazırlanmıştır. O da
naçizane bendenizdir. Benim kim olduğumu öğrenmek isterseniz size kısaca şöyle
demeyi uygun görürüm;
" Ayine 'si işidir kişinin, lafa bakılmaz "
Bu yüzden beni tanımanız için siteye alıcı bir gözle bakmanız yeterli olacaktır.
Bu resimleri nereden buldunuz? Ben nasıl temin edebilirim?.
Bu soru bana belki de en çok sorulan sorulardandır. Şunu bir gönül rahatlığı ile
söyleyebilirim ki bu sitede gördüğünüz resimlerin pek azı hariç. Mesela uydu
resimlerini ben çekmedim
J
çoğunluğu tarafımdan çekilmiştir. Bunu nasıl yaptığımı soracak olanlara da
cevabım; son 10 yılda yoğun Arabistan ziyaretleri ve güzel bir dijital fotoğraf
makinesi olacaktır.
Bu resimleri hangi tip makina ile çektiniz ?
2002 yılına kadar çekilmiş resimleri
Nikon
Coolpix 800 [2.1 mp.] ile 2002 yilindan sonra çekilmiş resimleri [ mesela bir
tane örnek verecek olursam
ana sayfadaki
resim]
Canon
Powershot S30 [3.2 mp.] ile çektim. 2006 ortasından itibaren çekilen resimlerim
ise Canon S3 IS [6 mp.] ile çekilmiştir. Makinelere meraklılara tavsiyem
kesinlikle Canon'dur.
Resulullah (sav)
ile ilgili her sitede illa ki gül resimi olur, olmalıdır, sizinkinde neden yok?
Bu acayip bir olgudur. Ben de gözlemledim. Türk İslamiyetin de (Türk diyorum
çünkü diğer Müslüman ülkelerde böyle bir benzeştirme yoktur) Resulullah -S.A.S.-
GÜL ile remz edilir. Hâlbuki bize bu Osmanlıdan kalmış olan alışkanlığın
derinlerine inilirse güle benzeştirmenin aslında Hıristiyanlıktan gelen bir adet
olduğunu görürüz. Tamam, şimdi bu yazdıklarım birçoğunuza şok edici gelecektir
kabul ediyorum. Fakat sizde önyargısız olarak yaklaşırsanız aynı fikre
ulaşacaksınızdır. Hıristiyanlıkta gül Hz. İsa aleyhisselamın remzidir. Basit bir
örnek vermek gerekirse İsevilikteki 'Gül ve Haç' tarikatı vardır.
Söylencelere göre; 'İsa çarmıha gerilir gerilmez ölmemiş,
(Kur-an'ımızda Allah, Hz İsa yı öldürmediklerini bildirir, bizde buna inanırız.
Doğrusu da budur Nisa 157 ;
Bir de inkarlarından ve Meryeme büyük bir iftira
atmalarından ve Biz Allahın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesihi öldürdük
demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar.
Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu
konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece
zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
)
Uzun süre acı çekmişti. Bunu gören askerlerden biri çektiği acılara son vermek
için mızrağıyla göğsüne bir darbe vurdu. Akan kan çivili olduğu hacın dibine
damladı ve bir anda birbirinden güzel çiçekler, en çok da güller yeşeriverdi.
İsa bir nevi form değiştirmiş, bir çiçek oluvermişti . Haç simgesi de burada
önemlidir, sonuçta İsanın kanı güle haçtan damlayarak dönüşmüştü.'
Bu yazılanlar Hıristiyanlığın temel prensibidir. Dolayısı ile gül Resulullah dan
çok önce İsa aleyhisselama İseviler tarafından atfedilmiştir. Biz Türkler 1453
yılında İstanbulu ele geçirdiğimizde bu kültür zenginliğine adeta gark olmuşuz
ve yıllar içinde bu gül remzi bize de sirayet edip nihayetinde Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem efendimize kadar iliştirilmiştir. Eğer ki erken
İslam literatürü araştırılırsa; Osmanlıdan önce İslamiyette gül ile Resulullah
asla benzeştirilmemiştir. Hele ki Asr-ı saadette asla böyle bir şeyin adı dahi
anılmış olamaz. Günümüzde ise Bu gül sadece bizim Türkiyemizde vardır. Eğer ki
bir gün Hac da ya da Umre de bir Malezyalıya bir Endonezyalıya bir Hindistanlıya
ya da bir Mısırlıya dönüp İslamiyette gül ne manaya gelir diye bir sorarsanız.
Size tamamıyla boş gözlerle bakacaklardır. Böyle bir bağlantıdan haberleri
yoktur çünkü. Nereden mi biliyorum? Çünkü ben sordum.
Bu gül benzeştirmesini ben zararsız bidatlardan buluyorum. Bununla beraber
tasvipte etmiyorum. Aynı şeyler bizim şu Camilerdeki söylenilen ilahilerin
okuma tarzı içinde söylenebilir (altını çiziyorum ilahi için değil, söyleme
tarzından bahsediyorum). Dikkat ediniz söyleme şeklini, dış hatlarıyla ile
kulaklarınıza getiriniz. Aynı Ortodoks kiliselerinde söylenen tarzdır. Daha da
öze girecek olursak özellikle de sinagoglarda söylenen ilahi tarzı ile tamamıyla
özleşir. Bu da Osmanlının zaman içinde Yahudi ve Hıristiyan halklarla kaynaşması
ve 'güzele' özenmesiyle oluşmuştur. Bilhassa 'Mevlit' in kelimelerine
odaklanmadan genel yapısını dinlerseniz; belirli yerlerde söyleyenin sesini
yükseltmesini, uzatmasını, durmasını gibi. Tamamıyla bir sinagog ilahisi ile
aynı tarz bulacaksınızdır.
Bunları neden yazdım? Sevgili kardeşlerim; Dinimiz maalesef uzun yüzyıllar
boyunca dış etkilere tesirlere zaman zaman da kasti olarak yanlış bilgilere
maruz kalmıştır. Bizde günlük hayatımızda hiç sorgulamadan bunları uyguluyoruz.
Bu yanlıştır. Mesela başka bir örnek vereyim. Bizim milletimiz asla süt içtikten
sonra balık yemez -ya da tam tersi- Zehirleneceğini ve öleceğini düşünür. Öyle
değil midir? Siz öyle düşünmüyor musunuz? Hâlbuki hiçbir insan bunu yaptığında
kesinlikle zehirlenmez. Ama yediğiniz yiyecek bozuksa o başka gel gör ki bu
durum bütün gıdalar için geçerlidir. Dünya da balık ile sütü bir arada
tüketmeyen. İkisini birden yediğinde zehir yemiş gibi olan tek millet vardır;
Yahudilerdir. Onların şeriatına (tabii ki Tevratına göre) deniz ürünü ile
hayvansal ürünü bir arada yemek haramdır. Hatta mutfaklarında deniz ürünleri ve
hayvansal ürünler için kullandıkları çatal, bıçak, kaşık dahi ayrıdır.
Kestikleri yer de ayrıdır. Biz Müslümanlar için domuz yemek, alkol içmek ne
kadar haram ise onlar içinde balık ile beraber süt içmek o derece haramdır
yasaktır. İşte bu acayip alışkanlık ve batıl inanç bize Yahudilerden geçmiştir.
Bizim dinimizde böyle bir yasaklama olmadığı gibi her iki gıda da Kuran da
övgüyle bahsedilmişlerdir.
Sonuç; Araştıralım, öğrenelim. Dedelerimizin yaptıkları bazı hataları devam
ettirmeyelim.
Ben ettirmiyorum. Ya siz?
Resimlerinizi, kendi yapmakta oldugum sayfalarda kullanmak istiyorum izin verirmisiniz
?
Bu soru beni esasında çok eskilere götürüyor. Bundan 11-12 sene kadar önce
internette dolaşırken (daha o zamanlar Arabistan'a hiç gitmemiştim ve büyük bir
aşkla gitmek istiyordum) en büyük arzularımdan biri Medine ve Mekke'nin
resimlerine bakıp oraların güzelliklerini biraz da olsa hissedebilmekti. Buna
rağmen günlerce suren araştırmalarım sonucunda pek az resme rastlayabildim ve bu
bulduklarım ise kaliteden çok yoksunlardı. (isin esasi bu günümüzde dahi hala
böyle, iddia ediyorum araştırınız bu sitedeki kadar yüksek kalitede resimleri
asla başka sitelerde bulamazsınız Hatta Suudi Arabistan 'ın kendi sitelerinde
bile, bulursanız da bilin ki bana aittir) Bu bana o zamanlar çok dokunmuştu. O
düşünceden yola çıkarak Dünyadaki ilgililerine kaynak oluştursun diye böyle bir
site hazırlamaya karar verdim.
(Sitemi ilk önceleri 1999 yılında
http://geocities.com/hicaz2000 de yayımladım
o yetmeyince
http://geocities.com/hicaz2001 kullandım
dosyalarımı
http://geocities.com/medineli de sakladım.
Geçen sene de
http://free.hostdepartment.com/m/medineli/
adresine taşıdım.) Sitemin genel düsturu en kaliteli resimlere yer vermekti,
fakat böyle resimler de mevcut olmadığından dolayı kendim çekmek zorunda kaldım.
Mesela;
(aşağıda ki fotoğraf, 5 adet ayrı çektiğim resimlerin birleştirilmesinden oluştu.
Çok dikkatli bakarsanız bir incelik göreceksiniz; orta kapıda yürüyen Pakistanlı
diğer kapıda da yürürken gözüküyor. Bu da ben ilk resmi çekip ikincisinin
açısını ayarlayana kadar o kişi yeniden kadraja girmiş, dolayısı ile bir resimde
iki defa gözükmüş. )

veya

ya da

ve de

gibi...
İşte burada dijital makinenin nimetleri meydana çıkıyor. Sizin belki de 1
saniyede bakıp geçtiğiniz resimler kim bilir?
- mesela ben bilirim :) -
kaç kez tekrar tekrar çekilmiştir kaç defa silinip, yok net olmadı, yok ışık
zayıf geldi, yok elim titredi diye üst üste çekilmiştir. Ta ki en mükemmel
kalitede resim yakalanana dek. Tabii burada da normal, filmli bir makine olsaydı
bu dediklerimi yapmak imkansız olacaktı. Çünkü, düşününüz ki; filmi çek, al
banyoya götür, neticeleri al, beğenmedin yine ayni saatte ayni yere git ayni açı
ile resmi çek, yine banyo ettir yine beğenmedin yine git vesaire vesaire...
Boşuna dememişler "alet işler, el övünür diye" Sağ olasın Dijital fotoğraf
Makinesi, iyi ki varsın.
Sözlerimi bağlıyorum; Bu sitede ki bütün resimler "aşıkları için" hiç bir
maddi çıkar karşılığı beklenmeden hazırlanmışlardır. Dilediğinizi, dilediğiniz
yerde [tabii ki aslına uygun olmayan yerleri kastetmiyorum] kullanabilirsiniz.
Umarım ki de kullanırsınız, böylelikle bu resimler daha çok kişiler tarafından
görülebilir ve Dünya'ya yayılır. Bu da ancak beni mutlu eder. ( Bununla beraber
ticari amaç için kullanmak kesinlikle yasaktır. Koşulları muhakkak benimle
görüşün.)
Şimdi bir günümüze, bir de geriye bakıyorum da, şükrediyorum Allah 'a
(Celle Celalehu), benim çekmiş bulunduğum bütün resimler Dünya ya yayılmış.
Mesela artık Google da resim sekmesine tıklayıp da Medine veya Mekke
yazdığınızda gelen indekslenmiş resimlerin % 70 i benim sitemden, benim
çektiklerimden. Türk sitelerinde zaten bu oran nerede ise % 95 i buluyor. Demek
ki başarılı olmuşum. Demek ki bu resimleri çekmek için katlandığım nice
zorluklar boşa bir gayret olarak kalmamış. Rabbim tamamına erdirmiş. Şükürler
olsun.
Yalnız son zamanlar da resimler o kadar çok yaygınlaşmış ki artık adeta sahipsiz
kalmışlar. o yüzden yeni çektiğim ve daha önce çekip de olanaksızlıklardan
yayımlayamadığım resimlerin üzerlerine sitemin adresini silik olarak yazmaya
başladım. Belki bir çare olur?!
Ana
sayfaya dönmek için tıklayınız
www.hicaz2000.com
Suudi Arabistanda hayat
nasıldır? Günlük hayat nasıl işler?
Suudi Arabistandaki hayatın temelinde '
İ.B.M.
' formülü yatar. Evet, bunu meşhur bilgisayar firmasının adi olarak
okuyabilirsiniz. Şaşırmayın, bu ön anlatım size, Arabistan da hayat çok teknik
bir düzende geçiyor gibi bir fikir getirdiyse de şöyle açıklayayım;
Mesela bir şekilde Suudi Arabistan da bir işiniz çıktı ve resmi yada özel
bir kuruluşa gittiniz. Artık talebiniz ne ise karşı tarafa ilettiğiniz anda bu
meşhur
İBM formülü
kendini göstermeye başlar. Öncelikle görevli olan kişi size formülün ilk sihirli
kelimesini söyleyecektir;
-
İnşallah!
( bu
İ.B.M.
formülünün ilk kısmı olan
İ
dir)
. Siz artık gönül rahatlığı ile işinizi olmuş bilerek evinize doğru yola
koyulursunuz. Aradan zaman geçer, nihayet söz verilen gün gelmiştir. Siz artık
neyse talebiniz olan işin neticesini almak için aynı kişiye gittiğinizde o
kişiden büyük bir kibarlık ile fomülün ikinci kelimesini duyacaksınızdır;
-
Bukra
( yani yarın demektir, yarın gelin!)
Olabilir, belki de işleri çok yoğundu. Bu kadar iyi niyetine rağmen
aksayıverdi. Ne olacak böyle bir şey için üzülmeye tartışmaya değer mi? Siz
boynunuzu bükerek, aynı zamanda da kişiden çeşitli yeminler alarak bir kere daha
evinize dönersiniz. Nasıl olsa yarın işiniz tamam bu kadar beklemişsiniz bir gün
den daha, ne çıkar ki ama değil mi? Ertesi gün, 'Geç olsun ama güç olmasın'
atasözünü aklınızdan bir geçirerek, gizliden gizliye bir gönül rahatlaması
yaşarsınız. Eh o kadar beklediniz bir takım aksilikler de çıktı ama nihayet
işiniz oldu düşüncesiyle yine aynı şahsa geldiğinizde, malum kişiden; o müthiş
formülün son kelimesini de duyup yerinizde mıhlanmış olarak kala kalırsınız;
-
Maliş
(yani Türkçesi ile affedersiniz, olmadı!)
Evet, gözünüz aydın, artık Suudi Arabistan da işlerin nasıl işlediğine
kendiniz şahit oldunuz.
İ.B.M.
i öğrendiniz. Gerçi işiniz yapılmadı ama olsun her nimetin bir külfeti vardır.
Değil mi? :)
Ben
de Mekke ve Medine'ye gelmek ve/veya Hac-umre yapmak istiyorum. Neler tavsiye edersiniz ? (Ben oralarda
yasamak istiyorum nasil mumkun olur, lutfen biraz bilgi verin ?! )
Bunlar da hatırı sayılır bir şekilde aldığım sorulardan bazıları; Hicaz'a
gelmek buraları görmek gerçekten çok mükemmel bir duygu kesinlikle tavsiye
ederim. [ama kantarın topuzunu kaçırıp da, her sene gelmenizi tavsiye etmem]
Özellikle de Hac vazifesini yapmaya niyetiniz var ise size kesinlikle önce
Umre'ye gelmenizi tavsiye ederim. maalesef o kadar çok hacı ile tanıştım ki
nereye geldiğinden habersiz, ne yaptığından habersiz, niye yaptığından habersiz!
Sonra da pişmanlıkla;
"Ben bu Hac'dan hiçbir şey anlayamadım. Bir daha gelmem lazım"
Diyen o kadar çok kişi var ki! Tavsiyem; gelmeden önce okuyunuz, araştırınız
eğer durumunuz müsaitse öncelikle Umre'ye geliniz. Kesinlikle ve de kesinlikle
Hacca mümkün olduğunca GENÇ yasta gelmeye calisiniz! Hicaz sıcaktır ama
katiyetle korktuğunuz kadar -asla- sıcak değildir. Arabistan'da hayatınızda
göremeyeceğiniz kadar çok, her yerde klima göreceksiniz. En lüks otelinden
tutunda, dolmuşuna, taksisine, sinekli bakkalına kadar her yerde klima vardır.
Özellikle de Mekke ve Medine camilerinde! (Hicaz'da camii denmez "Harem" denilir)
Mesela Medine Harem'in klima sistemi Lütfi Kırdar Kongre merkezi gibi 50 tane
büyük binayı en sıcak günde sizi üşütebilecek kadar soğutacak bir güce [B.T.U.'ya]
sahip. Sıcaktan dolayı endişe etmeyin. Bir de gelecek olan Hacı adaylarına 'yemek'
konusunda bazı naçizane tavsiyelerim olacaktır; Lütfen, Mekke veya Medine'ye
gelirken;
'Oralarda aç kalır mıyım ne de olsa çöl yerler?!'
Gibi bir takım mesnetsiz endişelere kapılmayınız. Bu nokta çok önemli. Hacca
veya Umreye gelen adayları zaman zaman görüyorum. Aynen yukarıda belirttiğim
gibi düşüncelere kapılıp Türkiye'den neler getirmiyorlar ki? Fasulye, makarna,
hazır çorbalar, sucuk, pastırma, peynir, bakliyatlar, zeytin, tarhana, çay,
kahve, salça, soğan, ekmek ve bunun gibi her türlü gıdalar ve hatta hatta, SU
evet Türkiye'den su dahi getirenlere şahit olunuyor. Düşünebiliyor musunuz ki;
Hacca gelip de, Arabistanda kaldığı 30 günlük müddet içerisinde, tamamıyla
kendi getirdiği erzaklarla yiyip içen vatandaşlarımızın var olduğunu.
Lütfen siz bu komik davranışlara düşmeyin. Arabistan kadar ithalatı bol ve
çeşitli ülke az vardır. Yeter ki siz sabit fikirli olmayın. Arabistanda
bulacağınız bol ve çeşitli gıdaların bir çoğunu Türkiye de bulamazsınız,
bulsanız da pahalılığından muhtemelen alamazsınız. Nasıl oluyor bilmiyorum ama
Arabistan çok yönüyle Türkiyeden oldukça daha ucuz. (Hadi bir noktada da
Ülkemizin hakkını yemeyeyim, bizde ki kadar taze sebze ve meyve Arabistanda
bulunamıyor ama bunun yerine de Mango, passion fruit, avakado, ananas gibi
egzotik meyveler bolca ve taze olarak mevcut.
Bu yemek konusunu neden bu kadar detaylandırdığımı ancak Mekke ve Medine ye
gelince anlayacak ve bana o zaman hak verip, çok komik manzaralara şahit
olacaksınızdır.
Hayatının geri kalan bölümünü Mekke veya Medine'de geçirmek isteyenlere de
şu bilgiler gerekecektir; Suudi Arabistan'da bir kişinin yaşayabilmesi için, iki
yolu vardır, ya nizami bir şekilde kalacak ya da kaçak kalacak. Ben kaçak
kalınmasını kesinlikle önermiyorum uzun zaman biriminde bir çok dert ve sorun
ortaya çıktığına deffaaten şahit oldum. Dolayısı ile nizami yollardan
kalınmasını can-ı yürekten tavsiye ederim. Bu şu şekilde olur;
Öncelikle Suudi Arabistan vatandaşı olan ya Türk asıllı ya da ülkenin kendi
halkından olan bir kişiyi tanımanız lazım. Bu sözü edilen kişinin sizi
kefaletine (sorumluluğu altına) almaya razı olması gerekiyor. Bu da pek az
istisna hariç, genelde, ancak para karşılığında oluyor (normalde bu is için
şahıs başına 5000 Suudi riyali talep ediliyor). Bu kişi razı olduktan sonra -
yani; parayı tahsil ettikten sonra :) - sizin için gerekli formları dolduruyor,
başvuruları yapıyor ve adınıza, ülkenizdeki konsolosluğa sizin için "ikame
vizesi" göndertiyor. Sizde bu vize ile Arabistan'a giriş yapıp "ikame" (Yeşil
kart) çıkartabiliyorsunuz. Burada "ikame" sisteminin ne olduğunu biraz açmakta
fayda görüyorum;
Bir kişi size ikame çıkarttığı andan itibaren siz bir manada (modern anlamda)
o kisinin 'kölesi' durumuna düşüyorsunuz. Bu ne demek? Şu demek; Arabistan
sınırları içerisinde kefiliniz olan kişinin izni olamadan hiçbir faaliyette
bulunamazsınız, onun izni olmadan bir şehirden bir başka şehire gidemezsiniz(
2003 itibari ile bu yasak kalkmıştır), hatta kefilin izni olamadan Arabistandan
dışarı bile çıkamazsınız. (bu hala geçerlidir) Bundan dolayı yukarıda söylediğim
gibi bu kefillik isini bir Türk asilli ile yapmanız sizin her zaman icin
menfaatinizedir. Bu kefillik sisteminden dolayı çok sorunlar yasayan kişileri
yakinen biliyorum. Kefiliniz olacak kişiyi iyi tanıyın yoksa çok pişman
olabilirsiniz! Bu anlattıklarım isin kotu tarafı idi iyi tarafları ise şunlar;
İkameniz varsa eğer Arabistan'da, her iki senede bir yenilemek kaydıyla
(2500 Sr. Yenileme ücreti) ömrünüzün sonuna kadar kalabilirsiniz, isterseniz
çalışabilirsiniz (tabii, Suudi Arabistanda iş bulabilirseniz). 6 aydan uzun
olmamak kaydıyla istediğiniz kadar başka ülkelere seyahat edebilirsiniz (6 ayı
geçirirseniz oturma izniniz iptal edilir).
En güzel yanı ise dilerseniz Mekke-i Mükerreme'de yaşar, her gün umre
yapabilirsiniz ya da Medine-i Münevvere 'de yaşayıp Resulullah (sav) efendimize
komşu olabilirsiniz. Karar artik size kalmış !!!
Not; Arabistan'da bir deyim vardır derler ki;
'Kim ahireti isterse Medinede yaşasın, kim dünyayı isterse Ciddede yaşasın,
Her kim de hem dünyayı hem de ahireti isterse Mekkede yaşasın'
Ana
sayfaya dönmek için tıklayınız
www.hicaz2000.com
Mekke ve Medine'de yasayan
insanlarin hepsi, Ermiş, Evliya gibi midirler? (ya da; birer Melek midirler ?
Maalesef durum böyle değildir! İşin esasi bende Hicaz'a gelmeden önce
böyle, bazı düşüncelere ( hayallere de diyebiliriz) sahiptim. Ama gelip görünce
idrak ettim ki; Burası Hicaz dahi olsa Dünyanın herhangi bir yerinden daha
farklı insanlarına sahip değil. İnanınız ki yaşadığınız yerde her ne kadar "iyi"
insan var ise Hicaz'da da en az o kadar "iyi" insan vardır. Ayni şekilde
yasadığınız yerde her ne kadar " diğer sekil insan! " var ise, Hicaz da, o
oranda " diğer sekil insana! " sahiptir. Dolayısı ile Mekke veya Medine'ye
ilk defa geldiginizde, birtakim na-hoş (hoş olmayan) durumlarla
karşılaşırsanız, lütfen şaşırmayınız. Olabilir, normaldir. Bırakın Hicaz'ı
İslam'a model olarak düşünmeyi bir kenara, Dünya üzerinde tam İslam ahlakı
ile ahlaklanmış bir köy ya da mezra dahi var mıdır ki? İslam Dünyası onları
örnek alsın! Yoktur, zaten böyle olduğu içindir ki; "Müslümanız Elhamdülillah"
dediğimiz halde, gelin görün ki her birimiz bir başka mezhebe ayrılmışız,
binlerce başka başka tarikatlara gönül vermişiz. Birimizin iyi dediğine bir
başkamız kötü der olmuş. Yani; ayrılmışız, parçalanmışız, bölünmüşüz. Halbuki
Allah (c.c.) Kur-an'ı Kerim'de bize böyle mi emrediyor?
- Her biriniz ayrı bir yola sapın, her saptığınız yolu da en doğru bilin mi
diyor? Yoksa
- Bir olun, bütün olun, tek vücut haline gelin mi, diyor ???
Netice; Hicaz'ın insanları Dünya'nın herhangi bir yerindeki insanlardan hiç
farklı değildir.
Sitenizdeki resimleri cok begendim,
bu resimleri nasil bilgisayarimda, "duvar kagidi" olarak kullanabilirim
?
Beğendiğiniz resim üzerinde fare'nin (mouse) sağ kulağına tıklayınız (farenin
sağ tuşuna basınız) çıkacak olan listeden ingilizcede; "set as background"
seçeneğine tiklayiniz. Iste bu kadar. (Turkce windows kullananlar -benim ki
degil tam olarak bilemiyorum ama- "duvarkagidi yap, olustur, dose vb." gibi bir
secenek olmasi lazim onu tiklamalidirlar)
Siteniz
yeni ve gerçek adresine
gecmis, ne kadar güzel bir haber! Artık daha zengin bir içeriğe sahip
olacak mısınız ?
Sitemiz ÇAĞRI WEB HİZMETLERİ & MUVAHHİD Software desteği ile kendi adresine ve
serverına geçmiştir. Bundan böyle yer ve bandwidth kısıtlamamız olmaksızın
yayında olacağız. Çok zamandan beri bizden talep etmekte olduğunuz meşhur Medine
ezanlarını da yayınlamaya başladık. Bildiğiniz üzere Mescidi Nebevi de 13 ayrı
Muezin ve 5 imam hizmette bulunmaktadır. Sitemizde bahsi gecen zatların ses
kayıtlarını da bulabileceksiniz ve nihayet merakla beklediğiniz yeni resimleri
de yayınlamaya başladık. Bütün bunlar destekçimiz vasıtasıyla mümkün olabiliyor.
Dolayısı ile sizlerin de onların sitelerini ziyaret ederek memnuniyetinizi
göstermenizi rica ederim.
http://www.cagriweb.com
http://www.dini100.net
http://www.muvahhid.com
http://www.cagriweb.com
http://www.dini100.net
http://www.muvahhid.com
Sitenize neden baska guzel
camilerin resimlerini eklemiyorsunuz ? Şiirler ve/veya daha cok
aciklayici yazilar yazmiyorsunuz ?
Başka camii resimlerini neden eklemediğimi biraz olsun
yukarıda
açıkladım ama yinede detaylandırmak gerekirse; Ben bu siteyi Sadece
Hicaz
ve Hicaz ile ilgili olanlara adadım. Burada mümkün olduğunca ana konudan
ayrılmak istemiyorum. Bununla beraber (esasinda) hiç de fena bir fikir değil,
umarım ileride bununla ilgili ayrı bir site açarım. Tavsiyenize teşekkür ederim.
Şiir, daha yazı ağırlıklı sitelerde bolca var. Benim burada ki tarzım resim (ileride
ses ve video) ağırlıklı olmaya çalışmaktır. O yüzden özür dilerim ama şiirler
yok! Daha açıklayıcı bilgi isteyenler var, onlara ise cevabim; her ne kadar
resimlerin üzerlerinde kısa açıklamalarda buldu isimde (bu açıklamaları
okuyabilmek için küçük resimlerin üzerinde, farenizin okunu biraz bekletmeniz
lazım) demek ki bu tatmin edici gelmemiş size... Ben sessiz kalarak, sizlere
kendi bakış açımı veya duygularımı dikte ettirmektense, sizin kendi yüreğinize
bırakıyorum resimler hakkında ki yorumları. Hem ne demişler;
"1 resim, 1 milyon kelimeye bedeldir."
Sitenize neden Kur-an ayetleri
eklemiyorsunuz?
Her isi erbabına bırakmak lazımdır. Bu isi zaten
kuran.gen.tr
sitesi çok güzel bir şekilde yapıyor.
Sizin
bu yapmis oldugunuz
calismaya bende katkida bulunmak istiyorum neler yapabilirim ?
Çok memnun olurum. İşin esasi her türlü katkıya açığım. Özellikle de; kendi
yapmış olduğunuz animasyonlu gif'ler, java applet'ler, cgi'lar icin
kapım
her zaman acıktır.
Sitenizi çok güzel (?) hazırlamışsınız, bana da bunu yapmayı öğretir misiniz?
Ben de kendi sitemi yapmak istiyorum.
.
Sitenin güzelliği tartışılır (ama resimlerin güzelliği tartışılamaz).
Site yapmanız için öncelikle size
Microsoft'un
Front page veya Adobe dreamweaver almanizi tavsiye ederim. Bundan sonra yine bu
programların yardımcı Türkçe kitaplarından edinmenizi ve bol bol bilgisayar
üzerinde deneme yapmanızı tavsiye ederim. Kopyacı olmayın. Kendiniz özgün bir
şeyler ortaya çıkartmaya calisin (ilk baslarda belli bir noktaya kadar
kopyacılık mazur görülebilir). Hareketli yazılar, logolar, efektler için (benimde
bolca kullandigim)
Flash CS4
programını gönülden tavsiye ederim. Tam bizim gibi amatörlere göre :) Umarım bu
bilgiler yeterli olmuştur. Hayatta mucizelere pek yer yok o yüzden bir şeyi
yapmak istiyorsak çok çalışmamız ve azimli olmamız lazım. Hele ki bilgisayar da
çoook sabır lazım...
.
Ana
sayfaya dönmek için tıklayınız
www.hicaz2000.com